Adrasan tekne turu

Kategori: Aktiviteler

Chill House Lounge Adrasan

direkherkesin hayatında yeni başlangıçlar vardır, benimdebir kaç yıl önceydi…yolların yorduğu bir adam olarak kısa bir süreliğine de olsa yerleşik hayata geçmiş ankarada ikamet ediyordum takılmayı en sevdiğim yerlerden birinde bir arkadaşımın sahaf dükkanında oturuyor oradan buradan konuşuyorduk. genç bir çift geldi; üniversite öğrencisi ve hem sohbetimizie hem de çayımıza ortak oldular.ben işimin aylaklık olduğunu söyleyince, yaşantımı nasıl idare etiiğimi sordular.gerçeği söyledim ; vize alabilldiğim yerlere gidiyor ve gittiğim yerlerin fotoğraflarını çekiyordum. tanıdıklar vasıtasıyla bağlantı kurduğum iki ajans bu fotoğrafları satın alıyor, ben de kendimi bir süre finanse edecek parayı kazanmış oluyordum. genç çiftten kız olanı şu ana kadar en çok beğendiğim yeri sordu bende ” insanın kendi dilinin konuşulduğu bir yerde yaşaması kadar güzel birşey olamaz gerçeğini bilerek diyebilirim ki olmaktan en çok zevk aldığım yer iran-isfahan ‘dır” cevabını verdim. çiftten erkek olanı o kadar uzağa gitmedim ben kendi en sevdiğim yer için dedikten sonra adrasan diye bir yerden bahsetti. tuhaf; avustralya dışında bütün kıtalara ayak bastım diye hava atan ben, ayağımın dibindeki bir yeri ilk defa duyuyordum. anlatmaya başladı; ben de hayatımın yolunda gitmediğini bilerek derhal aşti yoluna koyuldum ve finike otobüsü için bir bilet aldım. tarif ettikleri gibi olympos kavşağında inip, maceracı ruhumla otostop ile adrasan sahiline indim ve birşeyler atıştırmak için chillhouse’ un güzel taze balıklarından yemeğe karar verdim. rahat koltuklarına oturup güneşi kucakladım, rüzgarın yüzümeyavaş yavaş bıraktığı öğücükleri hissettim ve sonsuz maviliğin bütün güzelliklerini yaşayabileceğimi anladım.

chillhouse_2 chillhouse_3 chillhouse_4 chillhouse_5 chillhouse_6 chillhouse_7 chillhouse_8 chillhouse_9

Mustafa EDiL

musti@chillhouseadrasan.com

Tel.: 0090 532 775 26 18

Adrasan – Antalya – Turkiye

kime sorsan gösterir zaten :))

chillhouse_1

devamını oku »

Adrasanda su sporları ve eğlenceleri

Adrasanda eğlenceli zaman geçirmenin bir diğer yoluda su sporları eğlencelerine katılmaktır. 

Sürat tekneleri ile çekilen banana ve ringo gibi aletlerle keyifli dakikalar sizi bekliyor. Haydi toplayın arkadaşlarınızı ailenizi Adrasanda eğlence zamanı.

devamını oku »

Adrasan Reggy müzik festivali

Türkiye’nin ilk Reggae Festivali, Antalya’nın Kumluca ilçesine bağlı Adrasan (Çavuşköy) beldesinde başladı.

Etkinlik tarihi 16-19 MAYIS 2009

Dünyaca ünlü reggae sanatçılarından Suudi Arabistan’lı Mekka, Don Carlos, Deebvzz, Skarra ve Mucchi’nin de sahne alacağı 1. Uluslararası Reggae Festivali’nin Organizatörü Ric Walton, AA muhabirine yaptığı açıklamada, reggae severleri bir araya getirmek için Türkiye’de ilk defa böyle bir festival gerçekleştirdiklerini söyledi.

Doğası ve ortamın müsait olması dolayısıyla festival için Adrasan’ı seçtiklerini belirten Walton, festivali geleneksel hale getirmeyi planladıklarını bildirdi.

Festivali izlemek için yurt dışından ve Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen müzikseverler, orman içinde kurdukları çadırlarda kalıyorlar. Mekka’nın sahne aldığı ve sabaha kadar süren festivalin ilk gününde, ana sahnede Türk gruplardan Iya Waves, Neşeli Milis, Komik Günler de konser verdi.

Festivalde, bazı katılımcılar sabah meditasyon ve yoga yaptı. İspanya’dan gelen jönglörler tarafından yapılan üç top ve ateşle dans gösterileri de ilgi çekti.

devamını oku »

Antalya

Antalya ve çevresinde birçok antik şehir yer alır. Antalya yolu üzerindeki Aspendos, Perge ve Side bunlardan bazılarıdır. Bu tarihi yerlerden başka Antalya sahil ve plajlarıyla da bilinir. Konyaaltı, Karpuzkaldıran ve Lara sahilleri ünlüdür. Antalya ayrıca şelaleler şehri olarak da ün yapmıştır. Düden, Manavgat ve Kurşunlu Şelaleleri, yerli ve yabancı binlerce turistin uğrak yerleri arasında yer alır. Yayla ve kış sporlarının yapıldığı Beydağları ve Saklıkent ise şehrin birer doğal güzellikleridir.

Antalya’da büyük miktarda Sur, kilise, cami, medrese, mescit, han ve hamam vardır. Kaleiçi surlarının çepeçevre sarıp kucakladığı yat limanı (Marina) şehrin en eski yerleşim birimidir. Antalya’nın simgesi olan Kaleiçi’nde Yivli Minare, Kesik Minare Saat Kulesi ve tarihi evleri bulunur .

Antalya’da Türkiye’nin 3 Doğal Şelalesi bulunmaktadır bunlar:

M.S. 1207 yılında Selçuklu Hükümdarı Gıyaseddin I. Keyhüsrev‘in bu bölgeyi ele geçirmesiyle Antalya’da Müslüman Türk kültür dönemi başlar. Günümüze kadar kalan camiler, medreseler ve kütüphaneler bu dönemdeki eğitim ve kültür faaliyetlerinin eseridir. Antalya’da gerek Selçuklular, gerekse Osmanlılar döneminde merkez ve ilçelere 60’dan fazla medresenin bulunduğu bilinir. Bugün pek çoğu harap olmuş bu yapıların içinde 1250 yılında Sleçuklu Veziri Karatay tarafından yaptırılan medreseyle, Elmalı’daki Osmanlılar döneminde Ömer Paşa tarafından yaptırılan medrese, sağlam olarak kalmıştır. Bugün Akdeniz bölgesinin batısında, Klasik Çağ’da “Pamfilya (Pamphylia) adı ile anılan yörede, Köprüsuyu (Eurymedon) Çayı’nın batı kıyısında ve Antalya ilinin 48 kilometre doğusuna düşen, bugün Balkız Köyü’nün yerinde kurulan önemli bir klasik kenti olan Aspendos (Espendüs: Belkis Harabeleri), klasik çağ kenti idi. Karain Mağarası paleolitik,mezeolitik, neolitik ve Roma kültür tabakalarını vermekte, Türkiye’de en sürekli yerleşme yeri olarak kabul edilmektedir. M.Ö. VIII- VII yüzyıllarda Yunanistan’dan Doğu yönüne gelişen göçte, Yunanlılar Pamfilya’ya gelerek, Pere, Aspendo, Side, Silyon gibi şehirleri kurmuşlardır. Buralarda yapılan arkeolojik araştırma ve kazılar sonucu, agora, ana caddeler, gymnasion, hamam, kapılar, mezarlıklar, çeşme, stdion, surlar, su yolları, tapınak, tiyatro ve bazilika kalıntılar ortaya çıkarılmıştır. Selçuklu ve Osmanlı dönemi eserleri arasında en önemli yeri, bölgenin en tanınmış eseri olan “Yivli Minare Külliyesi’dir. Antalya’daki Selçuklu hanlarını üç bölüme ayırmak mümkündür. Birincisi Konya- Beyşehir- Eğridir- Isparta üzerindeki hanlar. Burdur ile sınırları içinde bulunan Susuz Han’dan sonra, bu yol üzerinde bulunan ve Antalya il sınırları içinde yer alan Kırgöz ve Evdir hanları vardı. İkinci bölümde Konya- Beyşehir- Seydişehir üzerinden sahile inen yol üzerindeki Eynif Ovası’nda yer alan Tol Hanı bulunur. Üçüncü bölümde ise Antalya’dan başlayarak Adana’ya kadar uzanan sahil yolu üzerinde bulunan hanlar yer alır. Antalya il sınırları içinde Pazarcık, Kargı, Alara Şarapsa hanları vardır. Alara Hanı (H. 629) Sultan Alaaddin Keykubat; Evdir Hanı, I.İzzeddin Keykavus (1210-1219) Kırgız Hanı, Burdur- Antalya yolu üzerinde Keykubat oğlu Keyhüsrev (H. 644); Şarapsa Hanı, II.Gıyaseddin Keyhüsrev (H. 1236-1246) tarafından yaptırılmıştır. Antalya’da, Selçuklu Dönemi eserlerini içinde bulunduran yapı topluluğu şunlardır: Çok Kubbeli Ulu Camii ( 1219-1236) , Ulu Camii Medresesi (XIII. yüzyıl), Atabay Armağan Medresesi (1236), Mevlevihane ( XVIII. yüzyıl) Zincir Kıran Mehmed Bey Türbesi (1377) , Nigar Hanım Türbesi ve Yivli Minare Hamamı’dır. Medrese olarak Karatay Medresesi, Selçuklu Veziri Abdullah Oğlu Emir Celaleddin Karatay tarafından 1250 yılında yapılmış olup halen Karadayı Sokağı’ndadır. Mescit ve türbeler olarak Selçuklu dönemi eserleri şunlardır. Ahi Yusuf Mescidi ve Türbesi (1249), Şeyh Şücaceddin Türbesi (1238)

 

Osmanlı dönemi yapıları şunlardır: Muratpaşa Mahallesi’nde yen alan XVI. yüzyıla ait Balıbey Camii (Hesapçı Sokağı’nda, esası V. yüzyılda yapılmış, bir kiliseden dönüştürülmüş; II. Bayezid’in oğlu Şehzade Korkut’un Antalya Valiliği sırasında verdiği emirle batısına bir minare eklemek suretiyle meydana getirilmiştir. 1470-1509) , mimarı ve kesin tarihi bilinmeyen İskele Camii, Kuyucu Murat Paşa tarafından yaptırılan Kuyucu Murat Paşa Camii (1570), XVII. yüzyılda yapıldığı öne sürülen Tekeli Mahmutpaşa Camii, Varsaklı Camii.

Antalya da turizmin gelişmesi ile birlikte Kundu, Boğazkent Beldibi Belek ve Adrasan Turizm bölgeleri açılmıştır. Antalya ya yazın önemli miktarda turist akın etmektedir.

devamını oku »

Arykanda (Arif, Aykırçay)

Arykanda harabeleri Elmalı – Finike karayolu üzerinde Finike’den 30 km uzaklıktaki Arif Köyü’nün Aykırıçay Mahallesi yakınındadır.

Bu şehri biz Anna ismiyle M.Ö. 2. bin yılında bir Anadolu kenti olarak biliyoruz. Ancak ele geçen eserlerden Arykanda’nın varlığını, M.Ö. V. yüzyıla kadar çıkarabiliyoruz. Yerli bir şehir ismi olan Arykanda’nın diğer Lykia şehirleri gibi M.Ö. V. yüzyılda Pers egemenliği altında olduğunu, daha sonra M.Ö. 333’de İskender’in O’nun ölümüyle de Ptolemaiosların, ondan sonra da Seleukosların eline geçtiğini görüyoruz. Apameia Antlaşması’ndan sonra da Rodos’a bağlanan şehir, bir müddet sonra diğer Lykia şehirleri ile birlikte Rodos’un egemenliğinden çıkmıştır. Bu sırada serbest kalan Lykia şehirleri Lykia Birliği’ni kurmuşlar, Arykanda da bu birliğe girerek sikke bastırmıştır. Bu durum M.S. 43’de Claudius’un Lykia Birliği’ne son vermesine kadar sürmüş, Arykanda da bu tarihten sonra Roma’ya bağlanmıştır. Bizans dönemini de yaşayan şehrin o dönemde adı Akalanda olmuş, şehir M.S. IX. yüzyıla kadar yaşantısını sürdürebilmiş, bu asırdan sonra karayolunun güneyine taşınmıştır.

Bu nedenledir ki Arykanda harabeleri geniş bir alana yayılmış olan Aykırıçay kaynağından başlayarak Şahinkaya dibine kadar gelmekte, burada teraslar üzerinde yoğunluk kazanmaktadır. Şahinkaya dibindeki bu terasların en üstünde, tek taraflı oturma yerine sahip normal ölçülerin yarı büyüklüğünde bir stadion bulunmaktadır. Stadionun oturma sıraları arkasında nişler ortaya çıkarılmıştır. Stadionun ortasında bulunan ve bir merdivenle inilen aşağı terasta Arykanda’nın çok iyi korunabilmiş tiyatrosu vardır. Oturma yerleri tabii meyile oturtulmuş, küçük fakat sağlam olarak günümüze gelebilmiş tiyatro, Grek plân tipli olup, Roma Devri’nde, inşa edilmiştir. Yirmi oturma sırasından en üssteki iki sıranın kenar silmelerinde Grekçe kitabeler bulunmaktadır. Tiyatronun altındaki terasta şehrin odeionu vardır. Prof. Dr. Cevdet Bayburtluoğlu’nun kazısını yaptığı Arykanda harabelerinde her yıl yeni eserler gün ışığına çıkarılmaktadır.

Tiyatro ve agoranın batısında, yukarı terasta, bouleuterion kalıntıları yer alır. Belediye sarayı olarak bildiğimiz bu yapının oturma yerleri tabii kayaya oyulmuştur. Bouleuterionun önünde uzun bir stoa, stoanın önünde ise sarnıç bulunmaktadır.

Bouleterion ile agora arasında küçük hamam yıkıları ve çeşme kalıntısı bulunur. Agoranın aşağısında büyük bir hamamın kalıntıları görülmektedir. İkinci katına kadar ayakta kalabilmiş bu hamamın doğusundaki bölmeler manzaralık olarak kullanılmıştır. Hamamın yanında gymnasion, batısında ise yazıtlı ev yer alır.

Hamamın üstündeki teraslarda Arykanda’nın doğu nekropolü vardır. Batı nekropolü ise şehrin batısındaki yarlardan başlayıp, Aykırıçay kaynağına kadar uzanan sahayı kaplar.

Arykanda’da çok az kaya mezarına rastlanır. Bunların çoğu Aykırıçay yakınındadır. Burada, bu kaya mezarlarından başka kayanın yüzüne oyulmuş su yolları da ilginç bir görünüm arz eder. Arykanda’da Başgöz kaynağından su temin edildiği anlaşılmaktadır. Su yolları gymnasionun batısında iki büyük sarnıça bağlanmıştır. Dağların tepesindeki bu harabe olağanüstü bir manzaraya sahiptir.

Bu sayfanın hazırlanmasında İlhan AKŞİT’in “Işık Ülkesi LYKİA” kitabından yararlanılmıştır.

devamını oku »

Kalamaki (Kalkan)

Kaş’a bağlı olan Kalkan, içinde tarihi eserlerin bulunmamasına rağmen turizm açısından aranan bir merkezdir. Kaş – Fethiye yolu üzerinde yer alan eski adı “Kalamaki” olan Kalkan, Kaş’a 25 km uzaklıktadır. 1922’deki mübadelede burada bulunan halkın bir kısmı Yunanistan’a, bir kısmı da Avusturalya’ya gitmiştir. Yunanistan’a gidenler Atina yakınında “Kalamaki” adlı köyü kurarak yaşamlarını sürdürmektedirler. Bunların çocukları vatan hasretini gidermek için zaman zaman Kalkan’a gelip ziyarette bulunmaktadır. Yakın zamana kadar sabunculuk ve zeytinyağı ile geçimini sağlayan Kalkan tertemiz pansiyon ve otelleri ile lezzetli ürünler sunan lokantalarının yanında yakın zamanda yapılan yat limanı ile de mavi yolcuların uğrak yeri haline gelmiştir. Dik bir burun gibi denize uzanan yedi burnu geçen tekneler emin liman olan Kalkan’a sığınırlar. Burada bütün ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri gibi yakında bulunan Patara, Letoon ve Xanthos gibi Lykia’nın üç önemli kentini de bir günde gezme olanağı bulabilirler.

Kalkan’da konaklayan turistler ilçeye 6 km uzaklıkta bulunan Kaputaş Mağarası’na da ziyaret edebilirler. 50 m uzunluğunda, 40 m genişliğinde, 15 m yüksekliğindeki mağaraya girdiğimizde güneş ışınlarının yansıması ile oluşan yeşil ve mavi renklerin bütün tonlarını kapsayan olağanüstü güzellikteki görünüm oldukça etkileyicidir. Mağaranın içi sandalla dolaşılacak büyüklükte olup, yakınında bulunan Kaputaş Plajı da mavi suları ile yüzmek için ideal bir yerdir.

Çok sayıda güvercini barındırması nedeniyle Güvercinlik deniz mağarası denilen mağara, Kalkan’a 2 km uzaklıkta, İnce Burun’un arkasındadır. Küçük ve dar ağızlı Güvercinlik İni Deniz Mağarası da Güvercinlik mağarasına 100 metre uzaklıktadır. Kalkan’a bağlı Bezirgan Köyü’nün sahilindeki İnbaş mağarasının yanına kadar yol gitmektedir. Ilık kış günleri, hele hele doyumsuz ilkbaharda mor ve kırmızı renklerdeki begonvillerin süslediği ve son yıllarda onarılarak pansiyon ve lokanta haline getirilen sevimli beyaz badanalı yapılar ile Kalkan iyi bir dinlenme yeridir.

Kalkan’dan yakın yarlere gezilerde yapılabilir. Örneğin hemen Kalkan’ın üzerinde olan Bezirgan yaylası iyi bir yürüyüş yeridir. Yeşillikler içindeki Bezirgan Köyü’nün yukarısındaki tepelerde Pirha adında bir antik şehrin kalıntısı görülür. Köyden 15 dakikalık bir yürüyüşle denizden 850 m yükseklikteki harabe yerine ulaşılır. Dağın yamacı birçok kaya mezarı ile doludur. Lahitler ise dağınık bir şekilde görülür. Bezirgan Köyü ile İslamlar Köyü sınırlarındaki Göldağ mevkiinde birbiri ile bağlantılı muntazam işlemeli kaya mezarları bulunmaktadır. Gömbe’ye giderken Bezirgan Köyü çıkışında, bir çınarın karşısındaki kayaya oyulmuş Lykia ev tipi mezarın içi ve dışı kabartmalarla süslenmiş olup bugün maalesef kırık durumdadır.

 

Bu sayfanın hazırlanmasında İlhan AKŞİT’in “Işık Ülkesi LYKİA” kitabından yararlanılmıştır.

devamını oku »

Antiphellos (Kaş)

Şehir Orta Lykia’daki eski Antiphellos kentinin üzerinde kurulduğundan günümüze kadar gelen pek fazla kalıntı yoktur.

Kaş’ta buluşmuş olan iki dilli bir yazıttan, Kaş’ın altındaki kentin Antiphellos olduğu kesin olarak anlaşılmıştır. Ancak Kaş’ın daha eski ismi Habesos’dur.

M.Ö. IV. yy.’da Antiphellos çok küçük bir yerleşim yeri olup biraz yukarısında bulunan Phellos’un limanı idi. Ancak Hellenistik döneme girilirken Phellos gerilemiş, Antipellos ise gelişerek daha ön plana çıkmıştır. Bu durum Roma döneminde de devam etmiş, şehir bölge ormanlarından elde edilen sedir ağacı ticareti ve süngercilik sayesinde gelişerek Phellos’un limanı durumundan çıkmış ve kendine yeten zengin bir şehir durumuna gelmiştir.

Şehirde akropöl olarak nitelenen yükseltinin Meis Adası’na bakan yüzünde muntazam sur kalıntıları görülür. Ancak bu sur kalıntılarının kuzey ve batı yönlerinden günümüze bir şey gelememiştir. Deniz kenarındaki sur kalıntıları da bugün görülebilir. Şehrin batı kısmında kalan Çukurbağ Yarımadası’na giden yolun sağında Antiphellos’un denize bakan tiyatrosu oldukça sağlamdır.

Kaş’ın en önemli anıtı Uzun Çarşı Caddesi üzerinde, halıcı dükkânlarının arasında karşımıza çıkan ve tek bloktan oluşan bir lahiddir. Günümüze sağlam bir şekilde gelebilen lahdin üzerindeki sekiz satırlık Lykia dilindeki yazı okunamadığı için lahdin kime ait olduğu bilinmemektedir. Bu nedenle de halk ona Kral Lahdi adını yakıştırmıştır.

Meyis Adası’na en yakın noktayı oluşturan Kaş tarihi eserler yanında tam bir doğa cennetidir. Çukurbağ Yarımadası bir dil gibi denize uzanmakta, yarımada üzerinde yeni yapılmış modern oteller yarımadayı süslemektedir. Yarımada aynı zamanda güzel manzarasıyla 3km.’lik iyi bir yürüyüş parkurudur. Kaş’ın içinde Büyük Çakıl, Küçük Çakıl ve Akçagerme gibi plajlar tertemiz sularıyla dinlenebileceğiniz seçkin yerlerdir. Ayrıca kayıkla Çayağzı Plajı’na da gidilebilir. Kaş’ın etrafında yer alan 6 adet mağaradan Kaş’a 18 km. uzaklıktaki Mavi Mağara, Aşırlı Adası Deniz Mağarası, güvercinleri ile ünlü Güvercinlik Mağarası en ünlü olanlardır. Bu arada Kaputaş Plajı da bir dünya harikasıdır.

Kaş zengin tarihi yanında gün geçtikçe daha çok rağbet gören trekking, dağcılık, rafting gibi doğa etkinlikleri içinde sayısız olanaklar vermektedir. Doğa ile başbaşa olmak isteyenler için Gömbe’deki Yeşilgöl ve Uçansu Şelalesi iyi bir seçenek oluşturmaktadır. Akdağ’ın dibinde bulunan Gömbe, Kaş’tan 70 km uzaklıktadır. Akdağ ise Batı Torosların Kızlar sivrisinden sonra en yüksek zirvesidir. Burada bulunan küçük goller de doğanın büyüleyici parçalarıdır. Gömbe’de Komba antik kenti, buradan 13 km uzaklıkta Sütleğen yakınındaki Meryemlik’te Nisa antik kenti vardır. Burada da mezarlar, agora ve tiyatro kalıntıları izlenebilir. Kasaba yakınında da Kandyba antik kenti yer almıştır. Kaş’ın bir özelliği de bazı harabe yerlerine yaya olarak gidilmesidir. Örneğin Kaş’a 12 km uzaklıktaki Phellos’a yürüyerek güzel bir gezi yapılabilir. Phellos harabeleri Çukurbağ ve Pınarbaşı köylerinin hemen üzerindedir.

Kaş’a gelip Kekova’ya gitmemek mümkün değildir. Kaş’tan tekne ile gidildiği gibi karadan üç Üçağız’a gidilip kayıkla da gezilebilir. Bu dünya harikası yeri görüp batık şehre hayran olmamak elde değildir. Kaş’ın etrafında adı bilinen Istlada, Apollonia, İsinda, Kyaenai gibi antik kentler yanında ismi bilinmeyen birçok harabe yeri daha vardır. Bundan dolayı bir yol kenarında veya bir dağ yamacında eski eser kalıntıları görmek mümkündür. Örneğin Kaş’a 7 km uzaklıktaki Bayındır Köyü’nde antik bir kent bulunur. Yatların bağlanmasına çok uygun olan Bayındır Limanı üzerindeki yamaçta biri Lykia yazıtlı bir grup lahit bulunmaktadır. Burası çok küçük bir antik kent olmalıdır. Adının Sebeda olduğu ileri sürülür. Kaş’ın batısındaki yüksek arazide birkaç harabe yeri vardır. Seyret Yaylası üzerinde 760 m yükseklikteki üç tepeye yayılan, poligonal duvarlara sahip bir harabe görülür. Sidek Köyü yolunda poligonal duvarlı, gotik lahitli ve Lykia yazıtlı bir kaya mezarı bulunan diğer bir harabe yeri vardır. Hacıoğlan Köyü’nün yukarısında, bir tepe üzerinde, ırmağın kuzey yakasında bir kale ile üç Lykia mezarı dikkati çeker. Çardaklı Köyü’ne yakın bir yerde ismi bilinmeyen bir kent ile Bağlıca’nın yarım saat güneyinde, tepe üzerinde de bir kale bulunmaktadır. Tüse Köyü’nün yakınındaki alçak bir tepe üzerinde Tysse adında küçük yerleşme görülür. Yakınında Aladam denilen yerde üst bölümleri basamaklı bir mezar Lykia için ilginçtir. Merkezi Lykia’yı oluşturan Kaş çevresi tarihi ve doğasıyla bir harikadır.

 

Bu sayfanın hazırlanmasında İlhan AKŞİT’in “Işık Ülkesi LYKİA” kitabından yararlanılmıştır

devamını oku »

Gürhan’ın zıpkınla balık avı

Adrasanda bungalov işleten Gürhan aynı zamanda iyi avcı 😉

Adrasan’da en güzel vakit geçireceğiniz bir aktivitede Akdeniz’in bereketli sularında daha önce hiç avlamadığınız çeşitte ve büyüklükte balıklar tutabilme imkanınızdır. Zıpkın ve olta balıkçılığının en güzel ve adrenalin dolu dakikalarını burada yaşayacağınızı eminiz. yöremizde bulunan belirli başlı balık türlerini avlarken kafanızda başka hiç bir düşünce kalmıyor. balık avına meraklı olanlar bilirler stresin en büyük ilacıdır bu zevkli uğraş. oltanızı denize sarkıtmış dolaşırken adrasan ve çevresinin olağan üstü güzelliklerini, çam ağaçları ile kaplı tepelerini, koylarını zevkle izleyeceksiniz.

Bölgeye özgü balık tutma yöntemleri ile olabildiğince doğal ve zevkli bir mücadeleye hazır mısınız?

devamını oku »

Adrasanda zıpkınla balık avı turları

Zıpkınla balık avı turlarımıza çıkış zamanlarımız:
Yaz sezonunda: Sabah 06:00-06:30 da çıkılıp, akşam18:30-19:00 da dönülecek.
Kış sezonunda: Sabah 07:00-07:30 da çıkılıp, akşam 16:00-16:30 da dönülecek.

Çıkış zamanları katılımcıların talepleri, hava şartlarına, kişilerin performansların ve diğer zorunlu durumlarda değiştirilebilecektir. Bu karar tur lideri ve/veya kaptanın inisiyatifinde olacaktır.

Zıpkınla balık avı turları nasıl organize edilmekte?
Sabahları Deepfishing Pansiyonun önünde buluşuyoruz. Hep beraber malzemeleri sahilde teknenin bulunduğu yere taşıyoruz. Tekneye binip gideceğimiz yere karar veriyoruz. Dalış bölgemize vardığımızda dalış planımızı yapıyoruz. Hangi bölgede kim kimle dalacak, süre ne kadar olacak, nerede buluşulacak, ne şekilde haberleşilecek, teknede ne zaman buluşulacak, dönüşe ne zaman geçilecek. Bütün bunlara karar verildikten sonra dalışa geçilecek. Her şeyin emniyet olduğu, sağlığımızdan daha değerli hiç bir şeyin olmadığı asla unutulmayacak.

Rahat ve emniyetli bir dalış için dalış öncesinde nelere dikkat etmeliyiz?
Dalıştan önce içki, sigara, gazlı yapıcı yiyecek ve içeceklerden, kafeinli içeceklerden, stresten, aşırı efor gerektiren faaliyetlerden, uykusuzluktan, ilaç kullanmaktan (dalış yapacağınızı bilen doktorun tavsiyesi hariç), uzak durulması gerekir.

UYULACAK KURALLAR
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Denizlerde ve İç sularda Amatör (Sportif) Amaçlı Su Ürünleri Avcılığını Düzenleyen 37/2 Numaralı Tebliğine uygun olarak zıpkınla balık avı turları düzenlenmektedir. www.tarim.gov.tr

Turumuza katılacak kişilerin bahsi geçen tebliğe uygun hareket etmeleri zorunludur.

Orfoz ve Lagos avlanması bütün sene boyunca yasaktır. Tebliğde belirtilen boy, kilo ve adet yasaklarına uyulacaktır.

Katılımcıların bu kurallara uyacağına ve dalış esnasında kişisel sorumluluğunu üzerine alacağına dair bir sorumluluk belgesi imzalaması gerekmektedir.

Hijyen, kişiye özellik, uyumluluk ve bunun gibi sebeplerden, malzeme katılımcılar tarafından getirilmesi uygun olacaktır. Ağırlık kemeri getirilmesi durumunda, ağırlık kurşunları tarafımızdan temin edilecektir.

Turlarımıza en fazla üç kişi ile çıkabilmekteyiz. Teknenin tonilatosunda 4 kişiye izin verildiğinden ve bu husus sıkı bir şekilde denetlendiğinden�

Turlarda güvenlik açısından body sistemi uygulanacaktır. İkişerli olarak dalınacağından tek zıpkın kullanılacaktır. Bir kişi dalarken diğer dalıcı emniyet dalıcısı olarak yüzeyden dalan kişiyi takip edecek ve çıkış esnasında mutlaka tamam işareti yapılacak.

Dalış şamandırası kullanılacak.

Önceden kararlaştırılan bölgenin dışına çıkılmayacak.

Nerelerde zıpkınla dalabileceğiz?
Kanun, yönetmeli, tüzük, sirküler-tebliğlerde yasak olarak belirtilmemiş olan alanlarda, amatör balıkçılık kapsamında, zıpkınla balık avlama faaliyetimizi yapabileceğiz.

Adrasan Koyu ve civarında üç bölge, dalışa yasak saha olarak gözükmekte. Buralar dışındaki yerlerde dalışlarımızı yapabileceğiz.

Zıpkınla balık avı tur fiyatları:
Yaz sezonunda : 1 kişi tam gün 75 Ytl. Minimum 2 kişi katılım olmalı.
Sezon dışı : 1 kişi tam gün 60 Ytl. Minimum 2 kişi katılım olmalı.

Üçüncü kişi için, sezonda 50 Ytl. Sezon dışı 30 Ytl.

Zıpkınla avlanılan balıklar nasıl paylaşılacak?
Zıpkınla balık avında herkes kendi avladığı balığı alır. Dilerlerse dalış arkadaşları avladıkları balıkları paylaşabilirler. Diğer türlü paylaşımlar kişilerin kendi inisiyatifine kalmıştır.

Hangi balıkları avlayabiliriz?
Akya, Sinarit, Baraküda, Sargoz (Karagöz türü yatsı balıklar), İskaroz, Beyaz veya siyah sokar, Yasemin balığı, Sarpa, Kefal, Levrek, Çipura, Melanür, Lambuka, Zargana, Tral, Yazılı Orkinos, Palamut, Barbun.

Yazın dalış elbise giymek gerekir mi?
Evet.Yazın su sıcaklığı 30 derece civarını bulmasına rağmen anemon, deniz anası ve diğer yakıcılara karşı incede olsa bir dalış elbisesi giyilmesinde fayda var. Dalış elbisesi olmadığı durumda koyu renk bir t-shirt de iş görür.

Hangi hallerde dalış yerimizi değiştirmek zorunda kalabiliriz?
Avlanmak için seçtiğimiz yerlerde, zaman zaman dalış okulları ve günlük tur tekneleri ile karşılaşabiliriz. Bu hallerde güvenli ve balık avlama şansının azalması sebebiyle o bölgeden ayrılmamız gerekebilecek. Keyifli bir av için bu tür aktivitelerin olmadığı yerleri seçmeye çalışacağız.

Zıpkınla balık avında kullanılacak malzeme listesi:
Dalış elbisesi
Çorap
Eldiven
Zıpkın
Maske ve şnorkel
Palet
Ağırlık kemeri
Kurşun ağırlık
Balık dizgisi
Bıçak
Naylon poşet
Çanta (Bütün malzemeyi içine koymak için)
İçmek için su
Şampuanlı su
Havlu
Şapka (Kışın kulakları kapayacak şekilde)

Haydi unutulmaz heyecan ve anlarla dolu maviliklere çağırıyoruz sizi.

*Turlarımıza katılmak için önceden rezervasyon yaptırmanız önemlidir.

devamını oku »

Adrasanda Trekking

Adrasan trekking ve serbest tırmanış yapmaya çok müsait olan parkurlarla doludur. Özellikle kış aylarında düzenlediğimiz trekking turlarında Antalya’nın iklimi sayesinde bahar havasındaymış gibi uygun hava koşullarında yürüyüş yapacaksınız…
Sazak koyu (trekking): En keyif verici ve zorluğu olmayan bir yürüyüş parkurudur.Parkur mesafesi 8km gidiş 8km geliş olmak üzere toplam 16 km’dir. Toprak bir yoldan güzel kokulu çam ağaçları arasından keyifle denize bakarak yürüyüş yapıyoruz. Adrasan’ın en güzel koylarını karadan görebiliyorsunuz. Bu yol iki buçuk saatlik bir normal yürüyüşle Sazak Koyu’na götürüyor. Sazak koyunun büyük kumsalında denize girerek bütün yorgunluğunuzu atıyorsunuz. Bu parkurla ilgili 2. seçenekte teknemizle sizi denizden Sazak koyuna götürüp yürüyüşe ordan başlatmaktır.
Gelidonya feneri (trekking): Birinci parkurda arabayla Mavikent Kesebaşı’na ulaşıyoruz. Belli bir noktaya kadar araç yoluna da sahip olan hat üzerinde, daha sonra zeytin ağaçları arasında rampa yukarı doğal ortamda yürüyüşümüzü yapıp Gelidonya fenerine ulaşıyoruz. Muhteşem manzara eşliğinde kumanyalarımızı yiyip yorgunluk atıyoruz. Geldiğimiz yoldan rahat bir iniş patikası ile araçlara ulaşarak yürüyüşümüz tamamlıyoruz. İkinci parkurda ise (zor olan parkur) ters iskikametten yani Adrasan’dan yürüyüş tırmanışla başlayıp çam ağaçlarıyla kaplı tepeleri aşarak Gelidonya fenerine kadar uzanan 4,5 saatlik uzun bir parkur bizi bekliyor.

Olympos (trekking ve tırmanış) : Bölgede Musa Dağı’nın zirvesinde 170 dönüm üzerine kurulu ilk Olympos, Fethiye-Antalya Lykia yolu üzerinde 2,5 saatlik yürüyüşle görülebiliyor. Harabeler arasında sarnıçlar, kent giriş kapısı, küçük tiyatrosu, güney tepesinde ikişer katlı villalar, kemer kalıntıları, kazı çalışmalarıyla gün ışığına çıkmayı bekliyor. Olympos denizi gören tepenin diğer yüzü Adrasan Ovasını seyrediyor. Avusturyalı arkeologların buluntularına göre taşlar üzerinde yazılı olan Teo Olympos “Tanrı için Olympos” anlamına geldiği belirtiliyor. Yıkılan taşlardan geriye “OLYM” harflerini gösteren oyma taşlar görülebiliyor. Çeşitli baskınlar sonucu Olympos’tan sürülen Olymposlular bugünkü Olympos’a gelmişler. Bu nedenle günümüzdeki Olympos bu isimle anılırken gerçek Olympos’un Musa Dağı tepesinde olduğu belirtiliyor. Adrayanos döneminde gözcülük amacı için yapılmış iki kale günümüzde de varlığını sürdürüyor.

Musa dağı (serbest tırmanış): Adrasan’a gelipte simgesi haline gelmiş olan hemen koy başındaki Musa dağına tırmanmak olmaz. Bu tırmanış zor olan serbest tırmanış parkurudur. Tırmanışa başlamadan önce yolumuza sıkça çıkacak olan diken ve çalılar sebebiyle şort yerine rahat bir pantolon veya eşofman ve keskinleşmiş kaya kenarlarını rahatça tutabilmek için eldiven giymenizi öneriyoruz. 2-2,5 saatlik bir tırmanışa zirveye geldiğinizde göreceğiniz manzara size neden bu mücadeleyi yaşamanızın mutlaka gerekli olduğunu konusunda ikna edecek güzellikte, bütün Adrasan ayaklarınızın altında uzanırken rüzgar kulaklarınıza Adrasan’ın güzellikleri ile ilgili şarkılar söyleyecek.

devamını oku »

Olimpos (Olympos)

olympos_02
Antalya-Finike yolundan Olympos’a gitmek için Ulupınar’dan harabe levhasının olduğu yola sapmak gerekir. Dar fakat nefis güzellikteki yol bizi Olympos’un sahiline kadar indirir. Harabeye ulaşmak için çayı geçip geniş kumsalda biraz yürüdükten sonra Olympos’un içinden geçen çay kenarına ulaşılır. Çay’ın yanından giden patika yol bizi harabenin içine götürecektir.

Olympos Hellenistik Devir’de kurulmuştur. Varlığını M.Ö. II. yüzyılda bastırdığı Lykia birlik sikkelerinden anlıyoruz. M.Ö. 100’de birliğin önde gelen ve üç oy hakkına sahip altı şehrinden birisi olmuştur. M.Ö. I. yüzyılda Olympos’a korsanlar dadanmış, şehir korsanların yerleştiği bir yer haline gelmiştir. M.Ö. 78’de Roma komutanı Servilius Isaurieus Olympos’u korsanlardan temizleyerek şehri Roma topraklarına katmış, Roma dönemi sırasında hemen yakınındaki tabii gazların yandığı Çıralı’daki Demirci tanrı Hephaistos kültü ile büyük bir ün sahibi olmuştur.

M.Ö. II. yüzyılda bütün Lykia kentlerindeki onarım ve yardımlarından tanıdığımız Rhodiapolisli Opramoas’ın Olympos’a da yardım elini uzattığını ve birçok yapının onarımını ve yeniden yapımını sağladığını görüyoruz. Böylece bu yüzyıl Olympos’un en refah içinde olduğu yüzyıl olmuş, bundan sonraki III. yüzyılda yeniden korsanlar Olympos’a musallat olmuşlardır. Korsanların saldırıları zengin ve mamur şehri bir anda fakir düşürmüş ve önemini yitirmesine sebep olmuştur. Bundan sonra şehir önemsiz küçük bir kent olarak yaşamını sürdürmüştür.

Venedik, Ceneviz ve Rodos şövalyelerinin Akdeniz’de cirit attığı Orta Çağ’da şehir biraz hareketlenmiş ise de Osmanlıların deniz üstünlüğünü kurmalarından sonra iyice önemini kaybetmiş ve XV. yüzyılda terk edilmiştir.

Olympos, içinden geçtiği dereciğin iki yanına yayılmıştır. Kumsaldan da görülen ve mezarların üzerinde bulunan yüksek tepe Olympos’un akropolüdür. Üzerindeki yapı kalıntıları ise Orta Çağ’da bir kale şekline sokulan surlara aittir. Bu tepeden bakıldığında Venedik misali ırmağın güzel görüntüsünü seyredebilirsiniz. Irmak, kenarlarına yapılan poligonal teknikteki duvarlarla kanal haline sokulmuş, bugün de izlerini gördüğümüz köprü ile iki yaka birleştirilmiştir.

Nehrin karşı tarafında hemen kıyıda görülen pencereli yapı şehrin hamam kalıntılarıdır. Olympos’un bu kıyısına nehrin üzerindeki iri taşlara basarak geçilebilir. Burada çalılıklardan çok zor gezilebilen Olympos’un tiyatrosu bulunur. Tiyatronun tonozlu paradosları, orkestraya ve çevreye dağılmış süslü kapı ve niş parçaları burada tipik bir Roma Devri tiyatrosunun bulunduğunu gösterir. Tiyatro ile deniz arasında Bizans Çağı bazilikası ve suru ile nehrin kenarındaki hamam kalıntılarıdır. Tiyatronun tonozlu paradosları, orkestraya ve çevreye dağılmış süslü kapı ve niş parçaları burada tipik bir Roma Devri tiyatrosunun bulunduğunu gösterir. Tiyatro ile deniz arasında Bizans Çağı bazilikası ve suru ile nehrin kenarındaki hamam nefis bir başka yapı kalıntısı yer alır. Ortada oluşan geniş açıklıktan anlaşıldığına göre şehrin agorasının ve gymnasionunun burada olması gerekmektedir.

Olympos’a bir saatlik mesafedeki yanartaşın mitolojik öyküsü şöyledir:

Yunanistan’a bağlı Argos’ta, Bellerophontes adlı tanrısal güzellikte bir delikanlı yaşarmış. Uçan at Pegasos’a sahip olmayı çok istediğinden dağ bayır damadan günlerce Pegasos’un peşinden koşturmuş ama muvaffak olamamış. Birgün tanrılar rüyasında uçan ata nasıl sahip olabileceğini bildirmişler. O da tanrıların istediği şekilde atın su içtiği bir anda kendine verilen altın gemle ata sahip olmayı başarmıştır.

Ancak Bellerophontes birgün yanlışlıkla birisini öldürür. Bundan dolayı Argos’tan ayrılıp Tiryns kralı Proitos’un sarayına sığınır. Kraliçe bu yakışıklı gence çok geçmeden aşık olur. Onunla sevişmek ister. Fakat Bellerophontes konuk olduğu evin sahibine saygısızlık etmek istemez ve kraliçenin arzusunu geri çevirir. Kraliçe de kocasına yalan söyleyerek gencin kendisinin zorla koynuna girmek istediğini ileri sürerek ondan intikam almak ister. Kral öfkelenir ise de konuğunu öldürmek istemez ve onu öldürtmek için kayınbabası olan Lykia kralına bir mektupla birlikte gönderir.

Bellerophontes Lykia’ya ulaşır. Kral onu Xanthos nehri yakınında karşılar ve dokuz gün misafir eder. Dokuzuncu günde damadının gönderdiği mektubu alır ve öldürülmesi gerektiğini anlar. Ancak o da öldüremez ve Khimaira’nın öldürmesini ister. Böylece ondan kurtulmayı düşünmüştür. Khimaira önü arslan arkası yılan, ortası keçi olan ve ağzından alevler saçan garip bir yaratıktır. Bellerophontes tanrıların isteği ve kanatlı atı Pegasos sayesinde Khimaira’yı yere serer. Kral, Bellerophonhes’e daha birçok zor işler vermişse de o hepsinin hakkından gelmiştir.

Bunun üzerine kral onun tanrı soyundan geldiğine inanarak ona birçok armağanlar verir ve kızıyla evlendirir. Bellerophontes Poseidon soyundan gelmektedir. Bu evlilikten üç çocuğu olur, bunlardan kızı Laodameia, Zeus ile sevişir ve bu sevişmeden Sarpedon doğar. Sarpedon büyüyünce Lykia kralı olur. Troya savaşına katılır.

Ben ta uzaklardan geldim yardıma
Anaforlu Xanthos’tan geldim, uzak
Lykia’dan…..

diyerek savaşta geri kalanlara çıkışır ve birçok kahramanlık gösterdikten sonra Akhilleus’un silahlarıyla savaşan Patroklos tarafından öldürülür. Son nefesini verirken de vazifesini Glaukos’a devrederek ölür. Zeus oğlunun ölüsünü Lykia’ya götürmesi için Apollon’a emir verir.

İşte böylece yer altı yaratıklarından Typhon ile Ekhidna’nın birleşmesinden doğan Khimaira, bugün Çıralı ve Yanartaş denilen Olympos’tan görülen dağda yaşarmış. Belerophontes’in uçan atı Pegasos’a binerek öldürdüğü Khimaira son nefesini verirken bile ağzından alevler çıkıyormuş. Bugün tabii gazların kayalar arasından çıkıp yanması işte bu efsane ile birleştirilir.

Bu sayfanın hazırlanmasında İlhan AKŞİT’in “Işık Ülkesi LYKİA” kitabından yararlanılmıştır.

devamını oku »

Çıralı, Phaselis

PHASELİS
Antalya-Kumluca karayolunun 57.km.’sinden güneye dönüldüğünde yaklaşık 1 km. sonra Phaselis’e ulaşılır. Kent İ.Ö. VII. yüzyılda Rodoslular tarafından kurulmuştur. Uzun yıllar Likya’nın doğu kıyısının en önemli liman özelliğini korumuştur. Phaselis’in üç limanı vardır. Kuzey Limanı, Savaş Limanı veya Korunmuş Liman ve Güneş Limanı. Bunlardan en önemlisi güneydekidir. Kentin ortasında 20-24 metre genişliğinde muhteşem bir cadde vardır. Bu caddenin güney ucunda Hadrian Kapısı bulunur. Caddenin iki yanında gezinti yolları ve dükkanlar vardır. Bunların da yakınında Hamamlar, Agora ve Tiyatro gibi kamu yapıları bulunur. Bu yapıların tarihinin İ.Ö. I. ve II. yüzyıla kadar uzandığı ileri sürülmektedir. Kent merkezi ile 70 m. yükseklikteki plato üzerine kurulmuş olan yerleşim yeri arasında su kanalları vardır.

OLYMPOS VE ÇIRALI
Antalya’nın batısında Kemer ile Adrasan arasındadır. Antalya-Kumluca yolunda Phaselis’i geçtikten sonra Çıralı ve Olympos’a giden yolları gösteren iki işaret görülür. Her iki yolla da Olympos’a ulaşılır. Çıralı, Olympos antik kentinin yanındaki köyün adıdır. Olympos İ.Ö. II.yüzyılda kurulmuş bir liman kentidir. İ.S. XV.yüzyıla kadar varlığını korumuştur. Ünlü Bellerophontes efsanesi burada geçmiştir. Antik kent eşsiz güzellikteki bir vadinin iki yakasındadır. Vadi ve kentin denize ulaştığı yerde kumsal çok güzel bir plaj oluşturur. Olympos’dan yaya olarak bir saatte ulaşılabilen Çıralı ilginç bir doğa harikasıdır. Yerli halkın “Yanar” dedikleri bu dağda, doğal gaz sızıntısının oluşturduğu ve binlerce yıldır hiç sönmeden yanan alevler yükselir gökyüzüne. Buraya ilk kez gelenlerin Çıralı Köyü’nden bir rehberle birlikte Yanar’a gitmelerini öneririz.

devamını oku »

Adrasanda Dalış Eğitimi

diving15Denize ve onun altındaki dünyaya merakı olan bütün insanların vakit geçirmeden yapması gereken zevkli, basit ve sportif bir eylemdir. Bu eylem sizi denizin altı ile tanıştırır. Böylece bize ait olan bu dünyanın bir başka boyutuyla tanışıp ufkumuzu genişletme fırsatı buluruz. Deneme dalışı sizi mavi derinliklerin uçsuz bucaksız derinliklerine çekerken yeni yüzleri ile tanıştırır. Balıkların ve denize ait diğer çok ilginç canlıların bu dünyası, dalışa devam etmeniz halinde, dalış deneyimlerinizde ve denizle ilgili okuyacagınız kaynaklarda hep sizi şaşırtacaktır. Denizaltı yaşamı çok çeşitli ve bilinmeyenlere gebedir. Her geçen gün denize ait yeni bir canlı keşfedilir. Yeni keşifler heyecan vericidir. Deneme dalışı gibi…

Deneme dalışını bire bir olarak sahilden yapıyoruz. Malzeme ve diğer ekipmanı biz tedarik ediyoruz. Bu sizin ilk dalışınız olacağından, dalış eğitmenimiz gerekli bilgileri vermesini
takiben dalışa başlıyoruz. Dalış derinliğimiz maksimum 4-5mt. yi geçmiyor. Dalış sonrası dalışın değerlendirmesini sudan çıkar çıkmaz sahilde keyifle yapıyoruz. Genellikle ilk söylenen cümle “dalış bu kadar basit miydi…!” oluyor. Deneme dalışındaki maksat da, dalışın ne kadar basit bir eylem olduğudur. Basitliğin sebebi, kurallarının kesin oluşundandır. Dalışta yapılacak her şey daha önceden yapılmış dalış deneyimleri sonucunda edinilmiştir. Bu kurallar bütün dünyada aynıdır ve aynı şekilde uygulanır. Su altında ki işaret dili standartdır. İlk kez daldığınız yabancı ülkeden bir insanla mavi derinliklerde bu dili konuşursunuz.

 

Deneme dalışından aldığınız keyfi bir de sertifika ile pekiştirmek isterseniz bir yıldız dalış eğitimi almanız gerekiyor. Bu sertifika ile dalgıç olduğunuzu belgelediğiniz gibi,- gittiğiniz her yerde aletli dalış (scuba diving) hakkını kazanmış oluyorsunuz. Artık dünya denizleri ve güzellikleri sizi bekliyor. Dalış arkadaşınızın (budy) hadi dalışa gidelim davetini sabırsızlıkla bekliyorsunuz. Mavilikler sizi çekiyor. Kan basıncınız yükseliyor, adrenalininiz artıyor. Davet dayanılmaz bir hal alıyor. Yerinizde duramıyor, dalış planları yapmaya başlıyorsunuz. Dalış bölgesine varıp dalışa geçtiğinizde daha ilk metrelerde “işte özgürlük bu” diyorsunuz…

Dalış gezilerinin keyfi ve dalış arkadaşlığı başka bir şeydir. Dalış arkadaşlığı ömür boyu devam eder.

devamını oku »